Altın günü yapmak uzun yıllardır süregelen hem sosyal hem de ekonomik yönüyle sıkça tartışılan bir uygulamadır. Genellikle haftanın ya da ayın belirli bir gününde bir araya gelen hanımlar, sırayla birbirlerinin evine misafir olurlar. Buradaki amaç ev sahibine birer altın ya da döviz takdim etmektir. Verilecek olan miktar daha önceden ortak bir şekilde kararlaştırılmıştır. Zaman zaman bu uygulamanın dinen sakıncalı olabileceği ileri sürülse de işin özüne bakıldığında burada caiz olmayan bir durumun bulunmadığı görülür. Biz yine de altın günü yapmak caiz midir başlığı altında konuyu etraflıca anlatmak istedik.
Altın Günü Yapmak Dinen Sakıncalı Mıdır?
Altın günü yaparken kimse zarara uğramaz. Katılımcı sayısı kaç kişiyse, herkes aynı miktarı verir ve sırası geldiğinde verdiğini eksiksiz şekilde geri alır. Bir anlamda toplu birikim yapılır. Dolayısıyla ortada haksız kazanç, mağduriyet ya da belirsizlik yoktur. Ancak bu tür toplantılar yalnızca maddi bir döngüyle sınırlı kalmak zorunda değildir. Altın günlerinde faydalı ve anlamlı zaman geçirilebilir. Örnek vermek gerekirse aile hayatına, ahlaka veya dini bilgilere dair herkesin rahatça anlayabileceği bir kitabın birlikte okunması çok güzel olacaktır. Böylece bu buluşmalar sadece altın alışverişi yapılan günler olmaktan çıkar.
İslami açıdan diğer önemli mesele ise ikram konusudur. Ne yazık ki bazı toplantılarda aşırıya kaçan sofralar hazırlanmaktadır. İsrafı normalleştirmemek gerekir. Gösterişten de kaçınmak önemlidir. Mütevazı ve ölçülü ikramlar hem sünnete uygundur hem de çevreye olumlu bir mesaj verir. Sofranın değeri, çeşit bolluğunda değildir. Sadeliğinde ve paylaşma ruhundadır. İsraflı sofralar, farkında olmadan başkalarını da bütçelerini zorlamaya teşvik eder. Bu durumda imkânı olmayanlar incinebilir.

Altın Günü Nasıl Olmalıdır?
Altın günü toplantıları maddi ve manevi kazancın bir arada olduğu bereketli bir gün haline getirilmelidir. Az ama bereketli ikram anlayışını yeniden canlandırmak, gerçek anlamda bilinçli olmaya örnektir. Ne yazık ki günümüzde çoğu zaman sade hayat yanlış algılanmaktadır. Ölçülü olmak denge ve huzurun anahtarıdır. Altın günü gibi gelenekler de bu denge gözetildiğinde caizdir.
İslâm toplumunda yaygın olarak uygulanan altın günü ya da para günü geleneği, doğru şekilde yapıldığında güzel bir yardımlaşma örneğidir. Bazı şartlar ihlal edildiğinde dinî açıdan sakıncalı bir hâl ortaya çıkabilir. Bu sebeple altın gününün mahiyetinin iyi anlaşılması ve İslâm’ın borç ahlâkına uygun şekilde yürütülmesi büyük önem taşır. Aksi hâlde bu âdet, dinimizce meşru kabul edilmez. Altın veya para günü özünde bir yardımlaşma sandığı gibidir. Belirlenen sürelerde toplanan para ya da altınlar, sırayla katılımcılardan birine verilir. Bu işlem, tarafların rızasına dayanan karşılıklı bir borç verme ilişkisidir. İslâm’da borç vermek teşvik edilen, sevabı büyük bir davranış olarak görülür. Hatta borç vermek, birçok nafile ibadetten daha faziletli kabul edilmiştir. Ancak bu faziletin korunabilmesi bazı temel ilkelerin dışına çıkılmamalıdır.
Müslüman Altın veya Para Günü Yapabilir Mi?
Borç verme işleminde esas olan; karşılığında hiçbir fazlalık talep edilmemesi, maddî ya da manevî herhangi bir menfaatin şart koşulmaması ve yalnızca Allah rızası gözetilerek yapılmasıdır. Borç veren veya alan taraflardan birinin zarara uğratılması, borcun bir menfaat aracına dönüştürülmesi ya da sosyal baskı unsuru hâline getirilmesi İslâm’ın borç hukukuna aykırıdır. Bu noktada Diyanet İşleri Yüksek Kurulu’nun da altını çizdiği bir husus vardır. Borç karşılığında doğrudan ya da dolaylı bir menfaat beklentisi faize kapı aralar ve bu durum dinen yasaklanmıştır. Bu bilgiler ışığında altın ya da para günü uygulamasıyla ilgili iki temel durumdan söz edilebilir:
-
İslâmî Ölçülere Uygun Olan Altın Günü Yapmak
Altın ya da para gününe katılan kişiler,
- Toplanan altın ya da para tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak veriliyorsa
- Katılımcılar istedikleri zaman borç verip vermemekte serbestlerse
- Diledikleri vakit bu uygulamadan ayrılabiliyorlarsa ve verdikleri borcu vadesinden önce talep etme hakları bulunuyorsa
- Bu tercihlerinden dolayı hiçbir şekilde kınanmıyor, baskı altına alınmıyor veya dışlanmıyorlarsa, bu uygulama gerçek anlamda bir yardımlaşma faaliyetidir.
Bu durumda altın günü, karz-ı hasen yani güzel borç kapsamında değerlendirilir. Taraflar arasında menfaat beklentisi değil, samimiyet vardır. Dayanışma bulunduğu için bu tür bir uygulama caizdir, hatta sosyal dayanışmayı güçlendirdiği için güzel ve teşvik edilen bir davranış olarak görülür.
-
Dinî Açıdan Sakıncalı Hâle Gelen Altın Günü Yapmak
Altın ya da para günü uygulaması katılımcılar arasında bağlayıcı bir sözleşme haline geldiyse sıkıntı doğar. Örtük bir ahitleşme ya da zorunluluk hâline getirilmişse, kişi vermek istemediğinde veya ayrılmak istediğinde psikolojik baskıya maruz kalıyorsa dini açıdan bu güne dahil olmak sakıncalıdır. Örnek vermek gerekirse “sözünden döndü”, “ayıp etti” gibi ifadelerle kınanıyor, dışlanıyor ya da mahalle baskısı hissediyorsa bu uygulama artık bir yardımlaşma olmaktan çıkmıştır.
Katılımcı alacağını dilediği zaman talep edemiyor, belirlenen sıra ya da zaman gelmeden hakkını isteyemiyorsa borç verme işlemi “ileride herkes bana da verecek” düşüncesiyle yapılıyorsa, burada Allah rızası yerine kişisel menfaat ön plandadır. Bu durum, hadislerde açıkça yasaklanan menfaat temelli borç verme kapsamına girer. Eğer böyle bir topluluğun içindeyseniz altın ya da para günü yapmanız caiz olmayacaktır.
Daha fazla fetva ve dini sorular için buraya tıklayabilirsiniz.