Aşere-i Mübeşşere kısaca cennetle müjdelenen 10 sahabe için kullanılmış genel bir tabirdir. İslam tarihinde “Aşere-i Mübeşşere” ifadesi, Peygamber Efendimiz tarafından, (sav) hayattayken cennetle müjdelenen on büyük sahabeyi tanımlar. Sahabe ne demek öncelikle onu hatırlatalım. Sahabe, Hz. Muhammed’i (sav) görmüş, ona iman etmiş ve Müslüman olarak vefat etmiş kimselere verilen onurlu bir isimdir. Sahabeler, Kur’an-ı Kerim’in korunması, İslam’ın yayılması ve yaşanması uğruna mallarını, canlarını ve hayatlarını ortaya koydukları için özel kimselerdir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ, sahabelerden razı olduğunu bildirmiştir. Ancak Aşere-i Mübeşşere, bu ilahi müjdeyi doğrudan Peygamberimizin diliyle işitmiştir. Aşere-i Mübeşşerenin isimleri hadis-i şeriflerde açıkça zikredilmiş olup ümmete örnek gösterilmişlerdir. Cennetle müjdelenen on sahabeyi isimleriyle beraber tanımakta fayda vardır.
- Hz. Ebubekir
- Hz. Ömer
- Hz. Osman
- Hz. Ali
- Talha bin Ubeydullah
- Zübeyr bin Avvam
- Sa’d bin Ebu Vakkas
- Abdurrahman bin Avf
- Ebu Ubeyde bin Cerrah
- Said bin Zeyd.
Aşere-i Mübeşşere ve İslam Tarihindeki Önemleri
Bu mübarek isimlerden olan Hz Ebubekir, Hz. Ali, Hz. Osman ve Hz Ömer aynı zamanda İslam’ın Dört Halifesi olarak ümmete liderlik etmiştir. Onların adaleti, feraseti ve takvası İslam devletinin temellerini oluşturmuştur. Diğer altı sahabe ise cesaretleri, sadakatleri ve fedakârlıklarıyla İslam tarihine önderlik etmişlerdir. Aşağıdaki başlıklarda Aşere-i Mübeşşereyi daha yakından anlattık.
Hz. Ebubekir (ra)
Peygamber Efendimiz’e (sav) ilk iman eden erkek sahabe Hz. Ebubekir (ra) dir. “Es-Sıddîk” lakabıyla bilinir. Onun doğruluğunun ve teslimiyetinin göstergesi doğru sözlü, gerçeği söyleyen anlamına gelen lakabıdır. Halifeliği döneminde İslam toplumunu birlik içinde tutabilmiş, zor zamanlarda ümmete rehberlik etmiştir.
Hz. Ömer (ra)
Hz. Ömer adaletiyle tarihe geçen, İslam coğrafyasının sınırlarını büyük ölçüde genişleten halifedir. Onun döneminde İslam devleti kurumsallaşmıştır. Hukuk ve yönetim anlayışı güçlenmiştir. Hz. Ömerin sert mizacının altında derin bir merhamet duygusu da vardır. Liderlik vasfından ötürü devlet yönetiminde İslam tarihi açısından önemli adımlar atmıştır.
Hz. Osman (ra)
İslam tarihinde Hz. Osman (ra), haya ve edebiyle tanınır. Kur’an-ı Kerim’in çoğaltılarak farklı beldelere gönderilmesini sağlamış bir sahabedir. Ümmet birliğini mushaf üzerinden muhafaza etmiştir. Hz. Osman ilk evliliğini Peygamberimizin kızı Rukiyye ile yapmıştır. Rukiyye vefat ettikten sonra ise Peygamberimizin diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlenmiştir. Hz. Osman, Peygamberimize iki kez damat olduğu için “Zinnureyn” lakabıyla anılır.

Hz. Ali (ra)
İlim, cesaret ve hikmet denildiğinde akla gelen Hz. Ali (ra), Peygamber Efendimizin hem amcasının oğlu hem de damadıdır. Sünni gelenekte dört halifenin sonuncusudur. Şii gelenekte ise imamların ilki olarak kabul edilmektedir.
Talha bin Ubeydullah (ra)
Uhud Savaşı’nda Peygamberimizi canı pahasına koruyan Talha (ra), aldığı ağır yaralara rağmen savaştan geri çekilmemiştir. Bu fedakârlığı sebebiyle yaşayan şehit olarak anılmıştır.
Zübeyr bin Avvam (ra)
Peygamberimizin öğretilerini yayan öğreticelerden biri Zübeyr (ra)dır. Cesareti ve savaşlardaki kararlılığıyla bilinmektedir. İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren tüm zorluklara göğüs germiştir.
Sa’d bin Ebu Vakkas (ra)
Okçuluktaki ustalığıyla tanınan Sa’d (ra), Peygamberimizin özel duasını alan nadir sahabelerden biridir. İslam ordularının komutanlığını yapmış olup fetihlerde önemli rol üstlenmiştir.
Abdurrahman bin Avf (ra)
Abdurrahman (ra) çok zengin bir sahabeydi. Buna rağmen zenginliğiyle değil, cömertliğiyle anılmaktadır. Abdurrahman (ra), servetini İslam yolunda harcamaktan çekinmemiştir. Dünya malına sahip olmasına rağmen dünyevi zevkler peşinde koşmamış, İslama uygun hareket etmiştir.
Ebu Ubeyde bin Cerrah (ra)
“Ümmetin emini” olarak anılan Ebu Ubeyde (ra), tevazu ve güvenin vücut bulmuş haliydi. Hz. Ömer’in bile halifelik için düşündüğü bir şahsiyettir. Hz. Ömerin halifeliğinde ordu komutanlığı yapmıştır.
Said bin Zeyd (ra)
Derin bir iman sahibi olan Said (ra), Peygamberimizin duasına mazhar olmuştur. Hayatını İslam’a adayan sahabelerdendir.

Cennetle Müjdelenen Sahabelerden Alınacak Dersler
Aşere-i Mübeşşere, İslam tarihinde yalnızca isimleri bilinen büyük şahsiyetler değildir. İmanın hayat içinde nasıl yaşanacağını gösteren canlı örneklerdir. Onların hayatlarına bakıldığında, inancın sadece sözde kalmadığı açıkca görülür. İman ancak ahlâk, adalet ve fedakârlıkla tamamlanır. Tüm bu yönlere sahip olan Aşere-i Mübeşşere, her çağdaki Müslüman için güçlü bir rehber niteliğindedir. Bu sahabelerden alınacak en önemli derslerin başında Allaha kalple inanıp bunu hayata uyarlamak gelir. Onlar, iman ettikten sonra hayatlarını konfor üzerine yaşama hayali kurmazlar. Hakikat üzerine kurdukları hayatlarında inançlarını gizlemek yerine bedel ödemeyi göze almışlardır. Zor zamanlarda bile istikametten ayrılmamışlardır. Bu duruş, modern dünyada inanç–amel bütünlüğünü korumak isteyen Müslümanlar için çok kıymetlidir.
Bir diğer önemli ders adalet anlayışıdır. Aşere-i Mübeşşere arasında yer alan sahabeler, yönetici olduklarında dahi adaletten taviz vermemişlerdir. Kendileri için istediklerini başkaları için de istemişlerdir. Güç, makam ve otorite onların ahlâkını zedelememiştir. Bu yaklaşım hayatta adaletin ne denli merkezî bir değer olduğunu hatırlatır.
Fedakârlık ve cömertlik de Aşere-i Mübeşşerenin ortak paydasıdır. Mal, can ve zamanlarını İslam uğruna harcamaktan çekinmemişlerdir. Dünya nimetlerini amaç değil, araç olarak görmüşlerdir. Tüketim merkezli çağda dengeyi yeniden kurmak adına sahabelerin hayatı örnek alınabilir.
Daha fazla islami bilgi ve soru- cevap için buraya tıklayabilirsiniz.