Namazda Okunan Dualar ve Sureler Sırasıyla: Baştan Sona Namaz Rehberi
Namazda okunan dualar ve sureler, ibadetin başlangıcından selam verilmesine kadar belirli bir sırayı takip eder. Namaza başlangıç tekbiriyle girilir; ilk rekâtta Sübhâneke, eûzü besmele, Fâtiha ve zamm-ı sure okunur. Rükûda ve secdelerde tesbihler yapılır. Oturuşlarda Ettehiyyâtü, son oturuşta ise Salli-Bârik ve Rabbenâ duaları okunur. Bununla birlikte bu sıralama, namazın farz veya sünnet oluşuna ve rekât sayısına göre bazı farklılıklar gösterir.
Namaz kılmayı öğrenirken yalnızca duaları ezberlemek yeterli bir yöntem değildir. Hangi duanın ne zaman okunduğunu, okunan metnin anlamını ve namazdaki hükmünü bilmek de önemlidir. Örneğin Fâtiha’dan sonra okunacak sure ile secdede söylenen tesbih aynı işlevi görmez. Benzer şekilde iki rekâtlı bir namazın son oturuşuyla dört rekâtlı farz namazın ilk oturuşu aynı dualarla tamamlanmaz.
Bu rehberde namazda okunacak dualar ve sureler Arapça metinleri, Türkçe okunuşları ve eksiksiz anlamlarıyla ele alınmıştır. Uygulama sırası Türkiye'de yaygın olan Hanefî mezhebine göre açıklanmış, önemli mezhep farklılıkları ayrıca belirtilmiştir.
Namazda Okunan Dualar ve Sureler Hangi Sırayla Okunur?

Namazdaki okuma sırası, kişinin hangi rekâtta ve namazın hangi bölümünde bulunduğuna göre değişir. Ayakta yapılan Kur’an kıraati, rükû ve secdelerdeki tesbihler ile oturuşta okunan dualar birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Bu ayrım, namazı yeni öğrenen kişilerin bütün duaları arka arkaya okumaya çalışması yerine ibadetin akışını kavramasını sağlar.
Özellikle ilk rekâttaki Sübhâneke duasının sonraki her rekâtta tekrarlanmadığı, Fâtiha’dan sonra okunan surenin namaz türüne göre değiştiği ve ilk oturuşta her zaman Salli-Bârik okunmadığı bilinmelidir. Aşağıdaki tablo, Hanefî mezhebine göre tek başına kılınan iki rekâtlı normal bir namazın başlangıcından sonuna kadar temel sırasını göstermektedir.
Aşama | Okunacak dua veya sure |
1. Başlangıç tekbiri | Allahü ekber |
2. İlk kıyam | Sübhâneke |
3. Kıraate hazırlık | Eûzü besmele |
4. Kur’an kıraati | Fâtiha suresi |
5. İlave kıraat | Zamm-ı sure |
6. Rükû | Sübhâne rabbiye'l-azîm |
7. Rükûdan doğrulma | Semiallâhü limen hamideh, Rabbenâ leke'l-hamd |
8. Secde | Sübhâne rabbiye'l-a‘lâ |
9. İkinci rekât | Besmele, Fâtiha, zamm-ı sure |
10. Son oturuş | Ettehiyyâtü |
11. Salavat | Allahümme Salli ve Allahümme Bârik |
12. Son dua | Rabbenâ âtinâ, Rabbenâğfirlî |
13. Namazın tamamlanması | Sağa ve sola selam |
Bu tabloda Fâtiha ve zamm-ı sure Kur’an kıraatini; Sübhâneke, Ettehiyyâtü ve diğer metinler ise namazdaki dua ve zikirleri temsil eder. Her okumanın hükmü aynı değildir. Ayrıca üç ve dört rekâtlı namazlarda tabloya ilk oturuş ve sonraki rekâtlar eklenir.
Namaza Başlarken Okunan Dualar Nelerdir?

Namaza başlamadan önce abdest ve diğer hazırlık şartları yerine getirilir, kıbleye yönelinir ve hangi namazın kılınacağına niyet edilir. Niyetin esas yeri kalptir; ayrıca belirli bir Türkçe veya Arapça niyet cümlesini söylemek namazın geçerliliği için zorunlu değildir. Başlangıç tekbiri olan “Allahü ekber” denildiğinde kişi namaza girmiş olur.
Hanefî uygulamasında başlangıç tekbirinden sonra eller bağlanarak Sübhâneke okunur. Ardından eûzü ve besmeleyle Kur’an kıraatine hazırlanılır. Burada önemli olan, başlangıç duasıyla kıraat arasındaki farkı bilmektir. Sübhâneke, Allah’ı yüceltmeye yönelik bir duadır; Fâtiha ise Kur’an-ı Kerim’in bir suresidir. Bu sebeple Sübhâneke okunması, Fâtiha ve gerekli diğer kıraatin yerine geçtiği anlamına gelmez.
Sübhâneke Duasının Arapçası, Okunuşu ve Tam Anlamı
Sübhâneke duası, namazın başında Allah’a yönelişi ifade eden bir dua olarak okunur. Hanefî mezhebinde başlangıç tekbirinden sonraki ilk kıyamda okunması sünnettir. Duanın metnindeki ifadeler Allah’ın eksikliklerden uzak olduğunu, övgüye layık bulunduğunu ve O’ndan başka ilah olmadığını bildirir.
Arapça metni:
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلَا إِلَٰهَ غَيْرُكَ
Türkçe okunuşu:
Sübhânekellâhümme ve bihamdik. Ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük. Ve lâ ilâhe gayruk.
Türkçe anlamı:
Allah'ım! Sen her türlü kusur ve eksiklikten uzaksın. Seni överek bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Senin adın kutlu ve bereketlidir. Şanın ve yüceliğin her şeyin üzerindedir. Senden başka hiçbir ilah yoktur.
Açıklaması:
Sübhâneke duasının ilk kısmı, Allah’ın yaratılmış varlıklara özgü eksikliklerden uzak olduğunu ifade eder. Ardından gelen hamd ifadesi, O’nun övülmeye layık bulunduğunu bildirir. Duadaki bereket ve yücelik vurgusu ise Allah’ın adının ve şanının üstünlüğünü anlatır. Son cümle, Allah’tan başka ilah bulunmadığını belirterek tevhid inancını dile getirir.
Hanefî uygulamasında normal namazlarda Sübhâneke genellikle yalnız başlangıçta okunur. Ancak ikindi ve yatsı namazlarının ilk dört rekâtlı sünnetlerinde üçüncü rekâta kalkıldığında yeniden okunması gibi özel durumlar vardır. Cenaze namazında ise “ve celle senâük” ifadesi eklenir. Bu ekin normal namazların standart başlangıç duasının zorunlu bir parçası olduğu düşünülmemelidir.
Eûzü Besmelenin Okunuşu ve Tam Anlamı
Eûzü ve besmele, Kur’an kıraatine başlamadan önce okunan iki farklı ifadedir. Eûzüde insan şeytanın kötülüğünden Allah’a sığınır; besmelede ise Allah’ın adı anılarak okumaya başlanır. Hanefî mezhebine göre namazın ilk rekâtında Sübhâneke’den sonra eûzü besmele çekilir. Sonraki rekâtlarda Fâtiha’dan önce besmele okunur. Fâtiha’dan sonra zamm-ı sure için yeniden besmele çekilmez.
Eûzünün Arapçası:
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
Türkçe okunuşu:
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Türkçe anlamı:
Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış şeytanın kötülüğüne karşı Allah’a sığınırım.
Besmelenin Arapçası:
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Türkçe okunuşu:
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Türkçe anlamı:
Rahmeti bütün varlıkları kuşatan ve kullarına merhamet eden Allah’ın adıyla.
Açıklaması:
Eûzü ve besmele aynı amaca hizmet eden tek bir cümle değildir. Eûzüde kişinin korunma isteği, besmelede ise Allah’ın adıyla başlama anlamı öne çıkar. Bu ayrım özellikle namazın rekâtlarında hangi ifadenin tekrarlandığını öğrenirken önem kazanır.
Hanefî mezhebinde eûzü ilk rekâtın başlangıç kıraatine mahsus kabul edilirken her rekâtta Fâtiha öncesinde besmele okunur. Şâfiî mezhebinde besmelenin Fâtiha ile ilişkisine dair hüküm farklıdır. Ayrıca namazda Kur’an okumakla namaz dışındaki Kur’an tilavetinin başlangıcına ilişkin uygulamalar her yönüyle aynı değildir. Bu nedenle eûzü ve besmelenin namaz içindeki yeri, bağlı bulunulan mezhebin kıraat hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Namazda Fâtiha Suresi Ne Zaman ve Nasıl Okunur?

Fâtiha suresi, namazın ayakta yapılan kıraat bölümünün temel metnidir. Kur’an-ı Kerim’in ilk suresi olan Fâtiha yedi ayetten oluşur. Allah’ın âlemlerin Rabbi oluşunu, rahmetini, hesap günündeki hükümranlığını ve yalnız O’na kulluk edilmesini anlatır. Son bölümünde ise doğru yola yöneltilme duası bulunur.
Hanefî mezhebinde namazda yeterli miktarda Kur’an okumak farz, özellikle Fâtiha’yı okumak vaciptir. Şâfiî mezhebinde Fâtiha’nın okunması kıraat farzının yerine gelmesi bakımından gereklidir. Bu fıkhî farklılık, Fâtiha’nın namazdaki merkezî önemini değiştirmez. Bununla birlikte cemaatle namazda imama uyan kişinin Fâtiha okuyup okumayacağı mezhepler arasında farklı değerlendirildiğinden, aşağıdaki açıklama öncelikle tek başına namaz kılan kişinin uygulamasını esas almaktadır.
Fâtiha Suresinin Arapçası, Okunuşu ve Tam Anlamı
Fâtiha suresi, yalnızca Allah’ı öven ifadelerden oluşmaz. Surede övgünün ardından Allah’a kulluk ve O’ndan yardım isteme gelir. Son ayetlerde ise insanın doğru yolda bulunma isteği dile getirilir. Bu sebeple Fâtiha hem iman esaslarıyla hem de dua ve ibadet bilinciyle bağlantılıdır.
Arapça metni:
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ
Türkçe okunuşu:
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn.
Errahmânirrahîm.
Mâliki yevmiddîn.
İyyâke na'büdü ve iyyâke nesta'în.
İhdinas-sırâtal-müstakîm.
Sırâtallezîne en'amte aleyhim, gayrilmağdûbi aleyhim veleddâllîn.
Türkçe anlamı:
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Bütün övgüler, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.
O, sınırsız merhamet sahibidir; kullarına rahmet edendir.
Hesap ve karşılık gününün sahibidir.
Yalnız sana kulluk ederiz ve yardımı yalnız senden isteriz.
Bizi doğru yola yönelt.
Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet; gazaba uğramış olanların ve doğru yoldan ayrılmış bulunanların yoluna değil.
Açıklaması:
Fâtiha’nın ilk ayetlerinde Allah’ın rabliği ve merhameti anlatılır. Hesap gününün sahibi olduğu belirtilerek insanın yaptıklarından sorumlu bulunduğuna işaret edilir. Beşinci ayet kulluğun yalnız Allah’a ait olduğunu açıklar. Son iki ayette ise insanın doğru yoldan ayrılmaması için Allah’tan yardım dilemesi yer alır.
Namazda Fâtiha tamamlandıktan sonra Âmin denilir. Âmin, Fâtiha’nın bir ayeti değil, yapılan duanın kabulünü dileme ifadesidir. Türkçe anlamı öğrenmek, kişinin okuduğu ayetleri kavramasını sağlar ancak namazda Kur’an kıraatinin yerine Türkçe meal okumak anlamına gelmez. Arapça harflerin doğru telaffuzu için güvenilir tilavet kayıtları ve ehil öğreticilerden yararlanılması önemlidir.
Fâtiha'dan Sonra Hangi Sureler Okunur?

Fâtiha’dan sonra okunan ilave sure veya ayetlere zamm-ı sure denir. Namaz kılan kişinin yalnızca belirli birkaç kısa sureyi seçmesi zorunlu değildir. Kur’an’dan kıraat için yeterli miktarda ayet okunabilir. Kevser, İhlâs, Asr ve Kâfirûn gibi sureler kısa olmaları nedeniyle yeni başlayanlar tarafından sık öğrenilir.
Hanefî mezhebine göre farz namazların ilk iki rekâtında ve sünnet namazların bütün rekâtlarında Fâtiha’dan sonra zamm-ı sure okumak vaciptir. Üç ve dört rekâtlı farz namazların son rekâtlarında ise Fâtiha ile yetinilir. Şâfiî mezhebinde Fâtiha’dan sonra sure veya ayet okumak sünnettir. Bunun yanında Mushaf’taki sure sırasına dikkat etmek uygun görülür. Ancak surelerin sırasının karıştırılması tek başına namazı geçersiz kılmaz.
Kevser Suresinin Arapçası, Okunuşu ve Tam Anlamı
Kevser suresi, Kur’an-ı Kerim’in 108. suresidir ve üç ayetten oluşur. Hz. Peygamber’e verilen büyük hayır ve nimetleri bildirir. Ardından namazın ve kurban ibadetinin yalnız Allah için yapılmasını emreder. Son ayette ise Hz. Peygamber’e düşmanlık eden kişinin asıl kayba uğrayacağı açıklanır.
Arapça metni:
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
Türkçe okunuşu:
İnnâ a'taynâkel kevser.
Fesalli lirabbike venhar.
İnne şânieke hüvel ebter.
Türkçe anlamı:
Şüphesiz biz sana Kevser’i, yani pek çok hayır ve nimeti verdik.
Öyleyse yalnız Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.
Gerçekte soyu ve kalıcı hayrı kesilmiş olan, sana kin ve düşmanlık besleyen kimsedir.
Açıklaması:
Kevser kelimesi çokluk ve bol hayır anlamlarıyla ilişkilidir. Diyanet’in Kur’an Yolu tefsirinde bu kelimenin cennetteki bir nehir veya havuzla bağlantılı yorumlarının yanında Hz. Peygamber’e verilen geniş nimetleri kapsayan bir anlam taşıdığı açıklanır.
Surenin ikinci ayeti, ibadetin Allah’a yöneltilmesi gerektiğini vurgular. Dolayısıyla Kevser’in temel mesajı yalnızca nimet elde etmek değil, verilen nimet karşısında kulluk sorumluluğunu yerine getirmektir. Namazda kısa sure olarak okunabilmesi, bu sureye mahsus belirli bir rekât zorunluluğu bulunduğu anlamına gelmez. Birinci veya ikinci rekâtta zamm-ı sure olarak okunabilir. Ancak diğer surelerle birlikte Mushaf sırasına dikkat edilmesi uygun olur.
İhlâs Suresinin Arapçası, Okunuşu ve Tam Anlamı
İhlâs suresi, Kur’an’ın 112. suresidir ve dört ayetten oluşur. Tevhid inancını son derece özlü biçimde açıklaması nedeniyle İslam inancının temel sureleri arasında kabul edilir. Allah’ın birliği, hiçbir şeye muhtaç olmaması, doğurmaması, doğmaması ve hiçbir varlığın O’na denk olmaması surenin ana konularıdır.
Arapça metni:
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ
اللَّهُ الصَّمَدُ
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ
Türkçe okunuşu:
Kul hüvallâhü ehad.
Allâhüssamed.
Lem yelid ve lem yûled.
Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Türkçe anlamı:
De ki: O, Allah’tır ve tektir.
Allah Samed’dir; hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, bütün varlıkların kendisine muhtaç olduğu yegâne varlıktır.
O, herhangi bir varlığı doğurmamıştır ve kendisi de doğmamıştır.
Hiçbir varlık O’na denk veya eşit değildir.
Açıklaması:
İhlâs suresindeki “ehad” ifadesi Allah’ın mutlak birliğini anlatır. “Samed” ise Allah’ın hiçbir varlığa muhtaç olmadığını, buna karşılık bütün varlıkların O’na ihtiyaç duyduğunu ifade eder. Son iki ayet, Allah’ın yaratılmış varlıklarla aynı özelliklere sahip olmadığını ve hiçbir benzerinin bulunmadığını bildirir.
Bu sure namazlarda sıklıkla okunur ancak yalnız belirli bir rekâta ayrılmış değildir. Kevser suresinin ardından İhlâs okumak Mushaf sırasına uygun bir örnektir. Bununla birlikte namaz kılan kişinin yalnız bu iki sureyi ezberlemekle yetinmesi gerektiği söylenemez. Kur’an kıraatini zaman içinde geliştirmek, farklı surelerin anlamlarını öğrenmek ve okuyuşu doğru hale getirmek namaz eğitiminin önemli parçalarıdır.
Rükû ve Secdede Hangi Dualar Okunur?

Fâtiha ve zamm-ı sure tamamlandıktan sonra tekbir alınarak rükûya gidilir. Rükû sırasında Allah’ın yüceliğini ifade eden bir tesbih okunur. Ardından doğrulurken Allah’ın hamdi işittiğini bildiren ifade söylenir. Secdeye varıldığında ise Allah’ın en yüce olduğunu belirten tesbih okunur. Bu ifadeler Kur’an’dan seçilmiş zamm-ı surelerin yerine geçen metinler değildir; namazın ilgili hareketlerinde okunan sünnet zikirlerdir.
Rükû tesbihi:
Arapça: سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ
Okunuşu: Sübhâne rabbiye'l-azîm.
Tam anlamı: Yüce Rabbimi her türlü eksiklikten ve kusurdan uzak tutarım.
Rükûdan doğrulurken:
Arapça: سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ
Okunuşu: Semiallâhü limen hamideh.
Tam anlamı: Allah, kendisine hamdederek övgüde bulunan kişinin hamdini işitir.
Doğrulduktan sonra:
Arapça: رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ
Okunuşu: Rabbenâ leke'l-hamd.
Tam anlamı: Rabbimiz! Her türlü övgü ve hamd yalnız sana aittir.
Secde tesbihi:
Arapça: سُبْحَانَ رَبِّيَ الْأَعْلَى
Okunuşu: Sübhâne rabbiye'l-a‘lâ.
Tam anlamı: Her şeyden yüce olan Rabbimi her türlü kusur ve eksiklikten uzak tutarım.
Açıklaması:
Rükûda “Sübhâne rabbiye'l-azîm”, secdede ise “Sübhâne rabbiye'l-a‘lâ” ifadesinin üçer defa okunması sünnet uygulamasıdır. Bu sayıların anlamı, rükû veya secdenin kendisinin ancak üç tesbihle gerçekleşeceği değildir. Namazın hareketleriyle o hareketler sırasında okunan sünnet zikirlerin hükümleri ayrı değerlendirilir.
Rükûdan kalkarken söylenen ifadelerde cemaatle ve tek başına namaz kılma bakımından bazı uygulama ayrıntıları bulunur. İmam ile cemaatin sözlerinin düzeni, tek başına namaz kılan kişinin uygulamasıyla tamamen aynı değildir. Bu nedenle temel ezber sırasında sadece metni öğrenmek değil, hangi bölümde kimin söylediğini bilmek de faydalıdır. Secdeye giderken ve secdeler arasında hareket tekbirleri alınır; secde tesbihi iki secdenin her birinde okunur.
Namazın Oturuşunda Hangi Dualar Okunur?

Namazda oturuş bölümüne ka‘de adı verilir. İki rekâtlı namazlarda ikinci rekât sonunda son oturuş yapılır. Üç ve dört rekâtlı namazlarda ise ikinci rekât sonunda ilk oturuş, namazın sonunda son oturuş bulunur. Bu oturuşların tamamında okunacak metinler namazın türüne göre farklılaşabilir.
Hanefî mezhebinde üç ve dört rekâtlı farz namazların ilk oturuşunda Ettehiyyâtü okunarak ayağa kalkılır. Son oturuşta ise Ettehiyyâtü’den sonra Salli-Bârik ve Rabbenâ duaları okunur. İkindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetlerindeki bazı farklı uygulamalar ayrıca bilinmelidir. Dolayısıyla oturuş dualarını ezberlerken yalnızca metinleri sıralamak değil, ilk oturuş ile son oturuş arasındaki farkı öğrenmek de önem taşır.
Ettehiyyâtü Duasının Arapçası, Okunuşu ve Tam Anlamı
Ettehiyyâtü duası, namazın oturuşlarında okunan temel metindir. Allah’a sunulan saygı ve ibadet ifadeleriyle başlayan dua, Hz. Peygamber’e selam ve Allah’ın iyi kullarına esenlik dileğiyle devam eder. Son bölümünde ise Allah’ın birliğine ve Hz. Muhammed’in peygamberliğine şahitlik edilir.
Arapça metni:
التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ
السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ
السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ
أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
Türkçe okunuşu:
Ettehiyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât.
Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh.
Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhissâlihîn.
Eşhedü ellâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.
Türkçe anlamı:
Dil ile söylenen bütün saygı ve övgüler, bedenle ve malla yerine getirilen ibadetler ve bütün güzel sözler Allah’a aittir.
Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun.
Allah’ın selamı ve esenliği bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi, dürüst ve erdemli kullarının üzerine olsun.
Tanıklık ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Yine tanıklık ederim ki Muhammed, Allah’ın kulu ve gönderdiği elçisidir.
Açıklaması:
Ettehiyyâtü duası, kulun Allah’a yönelişini ve iman esaslarını aynı metin içinde ifade eder. İlk bölümde bütün ibadetlerin Allah’a ait olduğu belirtilir. Ardından Hz. Peygamber’e selam, rahmet ve bereket dilenir. Daha sonra kişinin kendisiyle birlikte Allah’ın bütün iyi kulları için esenlik istemesi yer alır.
Son bölümdeki şehadet ifadeleri, tevhid ve peygamberlik inancını açıklar. Hanefî mezhebinde ilk ve son oturuşlarda Ettehiyyâtü okumak vaciptir. Ancak oturuşun kendisi ile oturuşta okunan duanın hükmü birbirine karıştırılmamalıdır. Özellikle dört rekâtlı farz namazın ikinci rekâtında yalnız Ettehiyyâtü okunarak ayağa kalkılması, son oturuşta ise başka dualarla devam edilmesi bu farkın uygulamadaki en açık örneğidir.
Allahümme Salli ve Allahümme Bârik Dualarının Tam Anlamları
Salli ve Bârik duaları, Hz. Muhammed’e ve ailesine Allah’tan rahmet ve bereket dilenen salavat metinleridir. Namazın son oturuşunda Ettehiyyâtü’den sonra okunurlar. İki dua birbirini tamamlar ancak aynı metin değildir. Salli duasında salât ve rahmet, Bârik duasında ise bereket isteği öne çıkar.
Allahümme Salli duasının Arapçası:
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Türkçe okunuşu:
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd.
Türkçe anlamı:
Allah'ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ailesine rahmet ihsan et, onun şerefini ve değerini yücelt. İbrahim’e ve İbrahim’in ailesine rahmet ihsan ettiğin gibi onlara da rahmet et. Şüphesiz sen her türlü övgüye layıksın; şanın ve yüceliğin sonsuzdur.
Allahümme Bârik duasının Arapçası:
اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Türkçe okunuşu:
Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd.
Türkçe anlamı:
Allah'ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ailesine hayır ve bereket ihsan et. İbrahim’e ve İbrahim’in ailesine hayır ve bereket verdiğin gibi onlara da bereket ver. Kuşkusuz övülmeye en layık olan sensin; büyüklük, yücelik ve şeref sahibisin.
Açıklaması:
Salli ve Bârik dualarında Hz. İbrahim’in anılması, peygamberler arasındaki iman ve tevhid bağını gösterir. Her iki dua, Hz. Muhammed’e ve ailesine yönelik hayır dileğiyle Allah’ın övgüye ve yüceliğe layık olduğunu bildiren ifadelerden oluşur.
Hanefî mezhebinde son oturuşta Salli-Bârik dualarının okunması sünnettir. Bununla birlikte bazı dört rekâtlı sünnet namazların ilk oturuşunda da okunurlar. Örneğin ikindi ve yatsının ilk sünnetleri, öğlenin ilk sünnetinden bu açıdan farklıdır. Bu ayrımı bilmeyen kişiler bütün dört rekâtlı namazların aynı şekilde kılındığını düşünebilir. Namazın farz, sünnet veya nafile türü ile ilgili oturuş düzenini birlikte öğrenmek, bu karışıklığın önüne geçer.
Rabbenâ Âtinâ ve Rabbenâğfirlî Dualarının Tam Anlamları
Rabbenâ duaları, Kur’an-ı Kerim’de yer alan dua ayetlerinden oluşur. Rabbenâ âtinâ, Bakara suresinin 201. ayetindeki dua bölümüdür. Rabbenâğfirlî ise İbrahim suresinin 41. ayetinde yer alır. Bu dualar, namazın son oturuşunda Salli-Bârik dualarından sonra okunabilir.
Rabbenâ Âtinâ duasının Arapçası:
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Türkçe okunuşu:
Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve filâhireti haseneten ve kınâ azâbennâr.
Türkçe anlamı:
Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada hayırlı, güzel ve iyi olan şeyleri nasip et. Ahirette de bize iyilik ve güzellik ver. Bizi cehennem ateşinin azabından koru.
Rabbenâğfirlî duasının Arapçası:
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
Türkçe okunuşu:
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekûmülhisâb.
Türkçe anlamı:
Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği ve herkesin yaptıklarından sorgulanacağı günde beni, annemi, babamı ve iman eden bütün insanları bağışla.
Açıklaması:
Rabbenâ âtinâ duası dünya ve ahiret iyiliklerini birlikte istemesi bakımından dikkat çeker. Dua yalnız maddi nimetlere veya yalnız ahiret hayatına yönelmez. Diyanet’in Kur’an Yolu tefsirinde “hasene” kavramının kişinin dünyası ve ahireti için yararlı olan iyilikleri kapsadığı açıklanır.
Rabbenâğfirlî duasında ise bağışlanma isteği yalnız kişinin kendisiyle sınırlı değildir. Anne, baba ve bütün müminler de bu duanın kapsamına girer. Bu nedenle dua, bireysel bağışlanma dileğinin yanında başkaları için iyilik istemeyi de içerir. İki duanın son oturuşta okunması yaygın bir sünnet uygulamasıdır. Ancak bunları Kur’an ayetleri olarak tanımak, sıradan bir ezber metninden daha geniş anlamlarını kavramayı sağlar.
İki, Üç ve Dört Rekâtlı Namazlarda Dua Sırası Nasıl Değişir?

Rekât sayısı arttığında namazın temel hareketleri değişmez ancak bazı okumalarda farklılıklar ortaya çıkar. İki rekâtlı bir namazda ikinci rekâtın sonunda doğrudan son oturuş yapılır. Üç veya dört rekâtlı namazlarda ise ikinci rekât sonunda ilk oturuş yapılır ve sonraki rekâta kalkılır.
Hanefî mezhebine göre iki rekâtlı namazda her iki rekâtta Fâtiha’dan sonra zamm-ı sure okunur. Akşam namazının üç rekât farzında ilk iki rekâtta Fâtiha ve zamm-ı sure, üçüncü rekâtta yalnız Fâtiha okunur. Öğle, ikindi ve yatsının dört rekât farzlarında da ilk iki rekâtta zamm-ı sure bulunur; üçüncü ve dördüncü rekâtlarda Fâtiha ile yetinilir.
Namaz türü | 1. rekât | 2. rekât | 3. rekât | 4. rekât |
İki rekâtlı namaz | Fâtiha + sure | Fâtiha + sure | — | — |
Üç rekâtlı farz | Fâtiha + sure | Fâtiha + sure | Fâtiha | — |
Dört rekâtlı farz | Fâtiha + sure | Fâtiha + sure | Fâtiha | Fâtiha |
Dört rekâtlı sünnet | Fâtiha + sure | Fâtiha + sure | Fâtiha + sure | Fâtiha + sure |
Bu tablo tek başına kılınan normal namazlardaki kıraati gösterir. Vitir namazı ayrıca değerlendirilir.
Dört rekâtlı sünnetlerde önemli ayrım: Öğlenin ilk sünnetinde ikinci rekât oturuşunda yalnız Ettehiyyâtü okunur. İkindinin ve yatsının ilk sünnetinde ise ilk oturuşta Salli-Bârik duaları da okunur. Ayrıca üçüncü rekâta kalkıldığında Sübhâneke ile başlanır.
Farz namazların son rekâtlarında yanlışlıkla zamm-ı sure okunması namazı bozmaz. Din İşleri Yüksek Kurulunun açıklamasına göre bu durum Hanefî mezhebindeki tercih edilen görüşte sehiv secdesini de gerektirmez. Bununla birlikte farz namazların ilk iki rekâtında vacip olan zamm-ı surenin unutulması farklı bir hükümdür.
Vitir Namazında Kunut Duaları Ne Zaman Okunur?

Vitir namazı, Hanefî mezhebine göre yatsı namazından sonra kılınan üç rekâtlı vacip bir namazdır. Diğer mezheplerde vitrin hükmü ve kılınışı hakkında farklı görüşler vardır. Hanefî uygulamasında vitrin bütün rekâtlarında Fâtiha ve zamm-ı sure okunur. İkinci rekât sonunda Ettehiyyâtü okunarak üçüncü rekâta kalkılır. Üçüncü rekâtta kıraat tamamlandıktan sonra ayrıca tekbir alınır ve kunut dualarına geçilir.
Birinci Kunut Duası
Arapça metni:
اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ وَنَسْتَغْفِرُكَ وَنَسْتَهْدِيكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ وَنَتُوبُ إِلَيْكَ وَنَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ وَنُثْنِي عَلَيْكَ الْخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَلَا نَكْفُرُكَ وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ
Türkçe okunuşu:
Allahümme innâ nesteînüke ve nestağfirüke ve nestehdîke. Ve nü'minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykelhayra küllehû. Neşküruke ve lâ nekfüruk. Ve nahleu ve netrükü men yefcüruk.
Türkçe anlamı:
Allah'ım! Yardımı senden istiyoruz. Günahlarımızı bağışlamanı ve bizi doğru yola yöneltmeni diliyoruz. Sana iman ediyor, sana tövbe ederek yöneliyoruz. Yalnız sana güvenip dayanıyoruz. Seni bütün hayır ve güzelliklerle överiz. Sana şükreder, nimetlerini inkâr etmeyiz. Sana başkaldıran, emirlerine karşı gelen ve günah yolunu benimseyenlerden uzak durur, onların yanlış tutumlarını terk ederiz.
İkinci Kunut Duası
Arapça metni:
اللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ وَإِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَنَخْشَى عَذَابَكَ إِنَّ عَذَابَكَ بِالْكُفَّارِ مُلْحِقٌ
Türkçe okunuşu:
Allahümme iyyâke na'büdü ve leke nusallî ve nescüdü. Ve ileyke nes'â ve nahfidü. Nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke. İnne azâbeke bilküffâri mülhık.
Türkçe anlamı:
Allah'ım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazımızı senin için kılar, secdemizi yalnız sana yaparız. Sana yaklaşmak ve rızanı kazanmak için çaba gösterir, ibadetlerini istek ve gayretle yerine getiririz. Senin rahmetini umar, azabından korkarız. Şüphesiz senin azabın, inkârda direnen ve sana karşı gelen kimselere ulaşacaktır.
Açıklaması:
Birinci kunut duasında Allah’tan yardım, bağışlanma ve doğru yola yönlendirme istenir. İman, tövbe, tevekkül ve şükür kavramları birlikte dile getirilir. İkinci kunut duasında ise kulluğun yalnız Allah’a yapılacağı, namaz ve secdenin O’nun için yerine getirildiği belirtilir. Rahmet beklentisi ve azaptan sakınma bilinciyle dua tamamlanır.
Din İşleri Yüksek Kuruluna göre Hanefî mezhebinde vitrin üçüncü rekâtında kunut yapmak vacip, yaygın kunut dualarının bu metinlerini okumak sünnettir. Bu metinleri henüz ezberleyemeyen kişi öğreninceye kadar Rabbenâ âtinâ duasını okuyabilir veya üç kez “Allahümmeğfir lî” diyebilir. Bu hüküm, namaz öğrenen kişinin karşılaştığı eksikliği nasıl giderebileceğini anlaması açısından önemlidir.
Namazda Okunan Duaların Farz, Vacip ve Sünnet Olması Ne Anlama Gelir?

Namazda okunan her dua aynı dinî hükme sahip değildir. Hanefî mezhebinde namazda yeterli miktarda Kur’an kıraati farzdır. Fâtiha’nın okunması ve belirlenen rekâtlarda zamm-ı sure eklenmesi ise vaciptir. Sübhâneke, rükû ve secde tesbihleri ile son oturuştaki Salli-Bârik ve Rabbenâ duaları sünnet okumalar arasında değerlendirilir.
Okuma veya uygulama | Hanefî hükmü |
Yeterli miktarda Kur’an okumak | Farz |
Fâtiha okumak | Vacip |
Gerekli rekâtlarda zamm-ı sure | Vacip |
Sübhâneke | Sünnet |
Rükû ve secde tesbihleri | Sünnet |
Ettehiyyâtü | Vacip |
Son oturuşta Salli-Bârik | Sünnet |
Rabbenâ duaları | Sünnet |
Vitirde kunut yapmak | Vacip |
Namazda bir vacibin unutulması, şartları gerçekleştiğinde sehiv secdesini gerektirebilir. Bununla birlikte sünnet bir duanın unutulmasıyla farz veya vacip bir okumanın terk edilmesi aynı sonuçları doğurmaz.
Şâfiî mezhebinde özellikle Fâtiha’nın hükmü ve cemaatle namazdaki kıraat farklı değerlendirilir. Hanefî mezhebine göre imama uyan kişi Fâtiha okumazken Şâfiî mezhebinde imama uyan kişinin Fâtiha okuması gerekir. Bu nedenle farklı mezheplerin uygulamalarını yalnızca bir sıralama tablosuna indirgemek doğru değildir.
Namazda Okunan Dualar ve Sureler Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Namaz duaları ve sureleri hakkında en sık merak edilen konular arasında okuma sırası, rekâtlara göre değişen dualar, zamm-ı sure seçimi ve unutulan okumaların namaza etkisi bulunur. Aşağıdaki sorular, namaz kılmayı yeni öğrenenlerin ve bilgilerini pekiştirmek isteyenlerin ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmıştır. Cevaplarda Hanefî mezhebi esas alınmış, gerekli yerlerde diğer mezheplerin farklı hükümlerine de değinilmiştir.
Namazda Hangi Dualar Sırasıyla Okunur?
Namazın ilk rekâtında Sübhâneke, eûzü besmele, Fâtiha ve zamm-ı sure okunur. Rükûda “Sübhâne rabbiye'l-azîm”, secdelerde “Sübhâne rabbiye'l-a‘lâ” denilir. Son oturuşta Ettehiyyâtü, Allahümme Salli, Allahümme Bârik ve Rabbenâ duaları okunarak selam verilir. Üç ve dört rekâtlı namazlarda ilk oturuş ve sonraki rekâtların okuma düzeni namazın türüne göre değişir.
Namazda Fâtiha'dan Sonra Hangi Sureler Okunur?
Fâtiha’dan sonra Kevser, İhlâs, Asr, Kâfirûn, Felak ve Nâs gibi kısa sureler okunabilir. Ancak yalnızca bu surelerin okunması zorunlu değildir. Kur’an’dan yeterli miktarda ayet de okunabilir. Hanefî mezhebinde farz namazların ilk iki rekâtında ve sünnet namazların bütün rekâtlarında zamm-ı sure okumak vaciptir. Surelerin Mushaf sırasına dikkat edilmesi uygun görülür.
Namazda Sureleri Yanlış Sırayla Okumak Namazı Bozar mı?
Hayır, sureleri Mushaf’taki sıranın tersine okumak tek başına namazı bozmaz. Hanefî mezhebinde surelerin Kur’an’daki sırasına uygun okunması tercih edilir. Din İşleri Yüksek Kuruluna göre bu sıraya uyulmaması tenzihen mekruhtur ancak sehiv secdesi gerektirmez. Bununla birlikte surelerin kendi içindeki ayet sıralamasını korumak ve doğru okumak önemlidir.
Namazda Aynı Sure İki Rekâtta Okunabilir mi?
Evet, aynı sure iki rekâtta okunabilir ve bu durum tek başına namazı geçersiz kılmaz. Özellikle az sayıda sure bilen kişiler, öğrendikleri sureleri tekrar edebilir. Bununla birlikte farklı sureleri bilen kişilerin okuyuşlarını çeşitlendirmeleri ve Mushaf sırasına dikkat etmeleri daha uygundur. Zaman içerisinde yeni sureler öğrenmek, namazdaki kıraat bilgisinin gelişmesine yardımcı olur.
Sübhâneke Duası Her Rekâtta Okunur mu?
Hayır, Sübhâneke duası Hanefî mezhebinde normal olarak namazın ilk rekâtında, başlangıç tekbirinden sonra okunur. Sonraki rekâtlarda tekrarlanmaz. Ancak ikindi ve yatsı namazlarının ilk dört rekâtlı sünnetlerinde üçüncü rekâta kalkıldığında yeniden Sübhâneke okunur. Öğlenin ilk dört rekâtlı sünnetinde ise üçüncü rekâta kalkınca doğrudan besmele ve Fâtiha ile devam edilir.
Namazın Üçüncü ve Dördüncü Rekâtında Sure Okunur mu?
Hanefî mezhebinde üç ve dört rekâtlı farz namazların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında yalnız Fâtiha okunur. Dört rekâtlı sünnet namazlarda ise bütün rekâtlarda Fâtiha’dan sonra zamm-ı sure okunur. Farz namazların son rekâtlarında yanlışlıkla ilave sure okunması namazı bozmaz. Diyanet'in açıkladığı tercih edilen Hanefî görüşe göre bu durumda sehiv secdesi de gerekmez.
Namazda Fâtiha'dan Sonra Sure Okumayı Unutursam Ne Olur?
Hanefî mezhebinde zamm-ı surenin vacip olduğu bir rekâtta unutulması, şartları gerçekleştiğinde sehiv secdesini gerektirir. Ancak farz namazların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında zamm-ı sure okunmaması normal uygulamadır. Şâfiî mezhebinde ise Fâtiha’dan sonra sure okumak sünnet kabul edilir. Bu nedenle unutulan okumanın hükmü, namazın türüne ve mezhebe göre değerlendirilmelidir.
Kunut Dualarını Bilmeyen Kişi Vitir Namazında Ne Okumalı?
Hanefî mezhebinde vitir namazının üçüncü rekâtında kunut yapmak vaciptir. Kunut dualarını henüz ezberlemeyen kişi, öğreninceye kadar Rabbenâ âtinâ duasını okuyabilir veya üç defa “Allahümmeğfir lî” diyebilir. Din İşleri Yüksek Kurulu bu uygulamayı uygun görmektedir. Bununla birlikte namazdaki sünnet uygulamayı öğrenmek amacıyla kunut dualarının zaman içerisinde ezberlenmesi tavsiye edilir.
Kaynakça
Bu makalede Kur’an surelerinin anlamları için Diyanet İşleri Başkanlığının Kur’an-ı Kerim portalı; namaz dualarının Türkçe anlamları için Diyanet müftülük yayını; rekât düzeni ve dinî hükümler için Namaz İlmihali ve Din İşleri Yüksek Kurulu fetvaları esas alınmıştır. Kaynaklar yalnızca genel bir okuma listesi olarak verilmemiştir. Her birinin ilgili iddiayı veya metin bölümünü hangi açıdan desteklediği aşağıda belirtilmiştir. Dua ve ayet anlamları, kaynakların anlam bütünlüğü korunarak Türkçede yeniden ifade edilmiştir; birebir kurum meali olarak sunulmamıştır.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Namaz İlmihali: İsmail Karagöz ve Halil Altuntaş, 4. baskı, Ankara, 2011. Kaynağı incele. Namazın başlangıcından sonuna kadar okuma sırası, rekât düzeni, oturuşlar, rükû ve secde tesbihleri, farz ve sünnet namazların farklarında kullanıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Pozantı İlçe Müftülüğü, Namaz Duaları: PDF kaynağı. Sübhâneke, Ettehiyyâtü, Allahümme Salli, Allahümme Bârik, Rabbenâ ve kunut dualarının Türkçe anlamlarının kontrolünde kullanıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Fâtiha Suresi, 1/1-7: Diyanet Kur’an Portalı. Fâtiha suresinin Arapça metni, tam anlamı ve temel kavramlarında kullanıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Kevser Suresi, 108/1-3: Sure ve meal.Kevser suresinin anlamı, surenin üç ayetinin açıklaması ve kısa sure örneğinde kullanıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, İhlâs Suresi, 112/1-4: Sure ve meal. İhlâs suresinin tam anlamı, Allah’ın birliği ve Samed kavramının açıklamasında kullanıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an Yolu Tefsiri, Bakara 2/200-202: Tefsir kaynağı. Rabbenâ âtinâ duasının dünyada ve ahirette iyilik istemesine ilişkin açıklamada kullanıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, İbrahim Suresi, 14/41: Ayet ve meal. Rabbenâğfirlî duasının Arapça metni, anlamı ve bağışlanma dileğinde kullanıldı.
Din İşleri Yüksek Kurulu, “Namazda sadece Fâtiha okumakla farz olan kıraat yerine gelir mi?”: 12 Temmuz 2017. Fetva. Fâtiha ve zamm-ı surenin Hanefî ve Şâfiî mezheplerindeki hükümlerinde kullanıldı.
Din İşleri Yüksek Kurulu, “Namazda sûreleri Mushaf’taki sıraya göre okumanın hükmü nedir?”: 1 Mart 2023, Karar 25. Kurul kararı. Namaz surelerinin sıralanması ve sıra hatalarının hükmünde kullanıldı.
Din İşleri Yüksek Kurulu, “Namazda Fâtiha’dan sonra okunacak ayet veya sureler için besmele çekilir mi?”: 12 Temmuz 2017. Fetva. Eûzü besmele düzeni ve zamm-ı sureden önce besmele çekilmemesinde kullanıldı.
Din İşleri Yüksek Kurulu, “Vitir namazı nedir, nasıl kılınır?”: 12 Temmuz 2017. Fetva. Vitir namazının üçüncü rekâtındaki kıraat, kunut tekbiri ve duaların sırasında kullanıldı.
Din İşleri Yüksek Kurulu, “Kunut duasını bilmeyen bir kimse ne yapar?”: 12 Temmuz 2017. Fetva. Kunut dualarının hükmü ve henüz ezberleyemeyenler için alternatif dua uygulamasında kullanıldı.
Din İşleri Yüksek Kurulu, “İmama uyan bir kimse Fâtiha okuyabilir mi?”: 12 Temmuz 2017. Fetva. Cemaatle namazda Hanefî ve Şâfiî kıraat farklılıklarında kullanıldı.
Din İşleri Yüksek Kurulu, “Farz namazların üçüncü ve dördüncü rekâtında Fâtiha’dan sonra niçin başka ayet veya sure okunmaz?”: 12 Temmuz 2017. Fetva. Üç ve dört rekâtlı farz namazların son rekâtlarındaki kıraat düzeninde kullanıldı.